Julius bij de tandarts
Julius gaat naar de tandarts.
Julius diş hekimine gidiyor.
De praktijk is in het centrum.
Muayenehane şehir merkezindedir.
Het is een mooie grote stad.
Orası güzel, büyük bir şehirdir.
Julius zit stil in de wachtkamer.
Julius bekleme salonunda sessizce oturuyor.
Hij is een beetje zenuwachtig.
O biraz heyecanlı.
Julius heeft een klein wit pepermuntje.
Julius'un küçük, beyaz bir nane şekeri var.
Het pepermuntje smaakt erg lekker.
Nane şekerinin tadı çok güzel.
Oeps, zijn tong is nu blauw!
Hay aksi, dili şimdi mavi!
Dat is een grappig gezicht.
Bu komik bir görüntü.
De tandarts opent de grote deur.
Diş hekimi büyük kapıyı açıyor.
De tandarts roept Julius.
Diş hekimi Julius'u çağırıyor.
Julius staat direct op.
Julius hemen ayağa kalkıyor.
Hij loopt naar de kamer.
O odaya doğru yürüyor.
De tandarts kijkt naar hem.
Diş hekimi ona bakıyor.
De tandarts glimlacht vriendelijk.
Diş hekimi dostça gülümsüyor.
De tandarts zegt: 'Ga zitten!'
Diş hekimi şöyle diyor: 'Otur!'
'De controle begint nu.'
'Kontrol şimdi başlıyor.'
Julius ligt in de stoel.
Julius koltuğa uzanıyor.
De stoel gaat omhoog.
Koltuk yukarı çıkıyor.
De tandarts pakt een lamp.
Diş hekimi bir lamba alıyor.
Julius krijgt een kleine spiegel.
Julius'a küçük bir ayna veriliyor.
Hij krijgt ook een borstel.
Ona bir fırça da veriliyor.
Het is een fijne borstel.
O güzel bir fırça.
De tandarts bekijkt de tanden.
Diş hekimi dişleri inceliyor.
De tanden zijn erg schoon.
Dişler çok temiz.
Julius heeft schone tanden.
Julius'un temiz dişleri var.
De tandarts is heel tevreden.
Diş hekimi çok memnun.
Julius lacht blij en vertrekt.
Julius mutlu bir şekilde gülüyor ve ayrılıyor.